03 Temmuz 2009 Cuma

Üşengeç kadınlar için temizlik önerileri

Ani bastııran misafirler çoğu zaman bizleri zor duruma sokar. Herkes hiç hazır olmadığı bir zamanda böyle bir durumla karşılaşabilir. İşte size sabah gazetesinin önerileri:

Üşengeç kadınlar için temizlik önerileri
İşte size yarım saatten daha kısa bir zamanda evinizi "temizmiş" gibi gösterecek ipuçları...
Kayınvalideniz aradı ve bir arkadaşıyla beraber sizde bir kahve içmek için yolda olduklarını söyledi! Eviniz dağınık ve temiz değil! Ne yapmalısınız? İşte size yarım saatten daha kısa bir zamanda evinizi "temizmiş" gibi gösterecek ipuçları... 1. DAĞINIKLIĞI TOPLAYIN (Süre: 4 dakika) Hızlı bir şekilde geçtiğiniz tüm odalardan etrafta duran dağınıklığı toplayın. Onları doğru yerlerine koymayı aklınızdan bile geçirmeyin! Direk bir tane dolabın içine tıkın. Etrafta olmaması gereken bazı şeyler şunlardır: • Kataloglar, faturalar ve gazeteler • Evcil hayvanınızın oyuncakları • Çantalar ve ayakkabılar • Spor malzemeleri • DVD’ler • Çocuğunun oyuncakları ya da boyama kitapları 2. SİLİN-OVUN (Süre: 10 dakika) • Temizlik eldivenlerinizi geçirin ve tüm temizlik gereçlerini bir kovaya toplayıp gittiğiniz her yere yanınızda kolayca taşıyın. • Tüm yüzeyler için uygun olan sprey temizleyiciyi mutfağınızın tezgâhına püskürtün ve bir kâğıt havlu yardımıyla silin. • Cam temizleyici yardımıyla paslanmaz çelik minik ev eşyalarınızdan parmak izlerinizi yok edin. • Yemek masasını, büfenin üstünü ve orta sehpasını nemli bir bez yardımıyla silin (sadece tozları alıyorsunuz sakın fazla uğraşıp vakit kaybetmeyin) • Banyo lavabosunu, tuvalet kapağını ve tezgâhı çok amaçlı dezenfektan püskürterek bir kere silin. • Duşa kabinin ya da küvetin sadece dış kısmını da aynı spreyle silin ve mutlaka duşa kabin kapısını ya da duş perdesini kapalı tutun. • Bir cam temizleyici ve bir parça gazete kâğıdı ile aynaları silin (garip ama işe yarıyor-kâğıt havlular beyaz hav bırakıyor) • Bir dezenfektanı tuvaletinizin içine püskürtün ve tuvalet fırçasıyla hızlıca dağıtıp sifonu çekin. 3. TOZ ALIN (Süre: 5 dakika) Orta sehpasını, televizyonu, müzik setini, duvardaki çerçeveleri ve büyük biblo ve süs eşyalarını tüylü bir toz alıcı yardımıyla hızlı bir şekilde gıdıklayın. Kıyafetlerinizdeki tüyleri ve saçları temizlemek için aldığınız yapışkanlı roll-on ile salonda baş hizasına gelen yastıkları tüy ve saçlardan arındırın. 4. BOŞALTIN (Süre: 2 dakika) Lavabonun içinde gereksiz mutfak malzemeleri duruyorsa hızlıca bulaşık makinesine doldurun. Banyodaki çöpü boşaltın. Çöpü dışarı koyun. 5. YERLEŞTİRİN (Süre: 4 dakika) • Temiz el ve yüz havluları asın, yeni bir kalıp el sabunu çıkartın. Oda kokusu sıkın. • Fazla sandalye varsa salondan çıkartıp bir odaya koyarak kapıyı kapatın. • Eğer şu anda yayılı olan masa örtüsü lekeliyse yenisini serin. Eğer yeni ve temizi yoksa tersini çevirin. • Peçeteliği doldurun. 6. GÖSTERİN (Süre: 4 dakika) • Misafir için aldığınız fincanları çıkartın, lekeli olup olmadıklarını kontrol edin. • Yastıkları kabartın. • Meyve varsa şık bir kâseye meyveleri doldurup orta sehpaya koyun! • Işıkları kısın, ya da kokulu mum yakın. • En mutlu ifadenizi takının ve kapıya bakın! Kaynak: Sabah

Yeter Artık

Mehmet Ali Erbil'e haddini bildirecek bir görevli yok mudur bu ülkede bu adamdan kurtarın bizi.

Esprileri ki espri demeye bin şahit (bu ülkede Cem Yılmaz gibi adamlar varken bunlara espri denir mi) ilkokul öğrencisini bile güldüremeyecek bayağı ve bayat olan bu adamı neden ısrarla gözümüze sokuyorlar anlamıyorum. Ahlaksızlığından bahsetmiyorum. Ahlakı kimse takmıyor zaten.

Tatlıses, ekranlara yeniden döndü. İlk gece konuğu Erbil'in yine ayarı tutmayınca bildik sözler havada uçuştu. Mehmet Ali Erbil'in ağız ayarı yine tutmadı. Erbil, Star'da yayınlanan İbo Show'da, Fatih Ürek'i karşısında görünce ağzını bozdu. İşte o anlar:

M.A.E: Bunlar kim? (Ön tarafta oturan konukları işaret ediyor)

İ.T: Onlar protokol...

M.A.E: Ben böyle şeyleri çok takarım bilirsiniz ha! Ne Cumhurbaşkanı dinlerim ne de Başbakan bilirsiniz. (Konuklar alkışlıyor)

M.A.E: Hoşgeldiniz... Nereye oturuyorum? Oturacağım yeri göstersene (Fatih Ürek'in kucağına oturuyor).

F.Ü: Ay beni görmedin mi?

M.A.E: Allah belanı vermesin!

F.Ü: Görüyor ama görmüyor. Ben nasıl görülmem Maliciğim.

M.A.E: Bismillahirrahmanirrahim... Şeytan doldurur valla. Ben sana birşey söyliyeyim mi İbrahim, bunun kini şeytan da dolduramaz.

M.A.E: Çak (Ürek'e elini kaldırıyor)

F.Ü: Ya doldurursaaa..

M.A.E: Fatih beni yakalayamaz, yakalasa da gagalayamaz. Fatih beni yakalayamaz yakalasa da galayamaz...

Cuma çıplak çalışıyorlar

İngiltere'de ekonomik krizden işleri bozulan bir danışmanlık şirketi, zor durumdan kurtulmak için ilginç bir yöntem buldu. The Sun gazetesinde yer alan habere göre, işlerin kötüye gitmesini çalışanlar arasındaki iletişim eksikliğine bağlayan şirket sahibi Sam Jackson, çalışanların cuma günleri büroda çıplak çalışmasını istedi. İngiltere'nin Newcastle şehrindeki bir danışmanlık şirketinin çalışanları bu isteği ilk duyduklarında şoke oldu. Ancak daha sonra patronlarının isteğine uyarak cuma günleri çıplak çalışmaya başladılar. Bu yöntemle çalışanlar arasındaki iletişim eksikliği sorununu çözdüklerini dile getiren Sam Jackson, "Çalışanlar çıplak çalışma isteğini ilk duyduklarında şoke oldular. Ancak bu yöntemi uyguladıktan sonra birbirlerine karşı daha dürüst olmaya başladılar. Ayrıca çalışanlar arasındaki diyalog eksikliği de ortadan kalktı" dedi.
Şaşırmadım artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Dikkat çekmek şahane gerisi bahane...

21 Haziran 2009 Pazar

Sizi gidi sesi büzüşeciseler..

Az önce bir haber okudum. Küçük gögüsler modaymış. Halt etmişsiniz. Vucut şeklinin modası mı olur. Aaa küçük gögüs moda hadi kestirelim biraz ucundan. İnsanları rahat bırakın biraz. FAŞİST MODAYA HAYIR!!! Not: bloglarında bu tür haberleri hiç düşünmeden yayınlayan arkadaşları da düşünmeye davet ediyorum.

  • Ayrıca ona gögüs değil meme derler. Neden meme demek ayıp oluyor. Meme, memedir yani. Bütün insanlarda da vardır. Gögüs başka meme başka birşey. Haydi hepberaber
MEME, MEME, MEME

Bakırköy pazarı eski aşkım.

  • Zaman çok çabuk geçiyor. Bakırköy pazarına son gittiğimde hamileydim. Nereden baksan bir sene geçmiş. Süpper süpper süpper bir pazar. Mağazalarda 30 liraya satılan tişörtler yığınlar halinde 2, 3.50 ve 5 liraya satılıyor. Kışlık bir elbise aldım sezonda en az 40-50 lira eder. Ben ise sadece3,50 lira verdim. İçine giymeye atlet aldım 5 lira koskoca elbiseyi 3,50 ye alınca atlet bana çok pahalı geldi tabi.
  • Şu atlet mevzuu uzun süredir beni sinir ediyor. Yeni kıyafetlerin yakalarını anormal boyutlarda açık yaptıklarından içlerine askılı badi giyiyorum. fakat onlarıda standart beden yapıyorlar. Standart aldıkları şey ise bir ilkokul öğrencisi olmalı. Üstüne birde yıkanınca çekiyor. İlk giydiğinizde çekip göbeğinizin altına indirdiğiniz badi iki üç adım atınca gögüs altınıza geliyor. Bir de satarken abla bunlar esnek sana olur demiyorlar mı. Hususi atlet olarak kullanacağım askılı badiler aramak için gittim pazara buldum da fakat iki ayrı tezgahtan aldığım aynı beden aynı model badi birbirinden boyut olarak çok farklı yinede standart bedenler gibi göbeği ceyrana fora etmiyorlar.
  • İşin kötüsü iki badiye 10 tl verdikten sonra istediğim özelliklere sahip üstelikte markalı badileri 2 liraya buldum. 3 tane de onlardan aldım. Nasılsa her zaman kullanılır. Kızımın odasına tanesi 1 liradan dekoratif çiçekler aldım. Kızım bayıldı.
  • Neticede bakırköy pazarının tavsiye ediyor muyum tabiki de hayır canını seven kaçsın. Ben kolay kolay tekrar gitmem. İzdiham oluyor neredeyse. İllaki gidelim derseniz öğleden önce işinizi bitirmeye bakın...

11 Haziran 2009 Perşembe

Kıızmızıı Ruj Modasıı Yakııyor...

02 Haziran 2009 Salı

Tankini modası tam benlik...

Pilajda bu tarz kıyafetlerle çok rahat ediyorum. Oram buram göründü dur karnımı içeri çekeyim derdi yok.